Devlet memurlarının mal varlıklarında meydana gelen değişiklikleri yasal sürelerde bildirme yükümlülüğü, kamu hizmetinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin temelini oluşturur. Ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda uygulanan disiplin cezaları ve bu cezaların hukuki denetimi, memuriyet hayatında kritik sonuçlar doğurabilir. İşte tam da bu bağlamda, bir emniyet müdürünün mal bildirimini süresi içinde yapmaması üzerine verilen disiplin cezasının Danıştay tarafından iptal edilmesi, idari yargı süreçlerinin ve usul kurallarının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Olayın Arka Planı: Kooperatif Üyeliği ve Süresinde Yapılmayan Bildirim
Dava konusu olay, davacının S.S. … Konut Yapı Kooperatifine üyeliği ile ilgilidir. Davacı, 17/04/2014 tarihinde kooperatife üyelik için ilk ödemesini yapmış, 24/10/2014 tarihinde ise son ödemeyi tamamlamıştır. Ayrıca, 18/04/2014 tarihinde kooperatife 14,29 hisse ile üye ve yönetim kurulu başkanı olmuştur. Ancak, kooperatif üyeliğine ilişkin mal beyanında bulunması 11/12/2014 tarihinde gerçekleşmiştir.
Bu durum, davacının “mal varlığında meydana gelen değişikliği bir ay içinde bildirmemek” fiilini işlediği gerekçesiyle disiplin soruşturmasına tabi tutulmasına yol açmıştır. Soruşturma sonucunda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/A-4. maddesi uyarınca “12 ay uzun süreli durdurma” cezası ile tecziyesine ve öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğu için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine karar verilmiştir.
Davacının İddiaları ve İdarenin Savunması
Emekli olan 1. sınıf emniyet müdürü, hakkında verilen bu disiplin cezasının ve dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/A-4. maddesinin iptali talebiyle yargıya başvurmuştur. Davacının başlıca iddiaları şunlardır:
- Meslek hayatı boyunca disiplin cezası almadığı, sicilinin hep olumlu olduğu ve birçok takdir/başarı belgesi bulunduğu.
- Disiplin cezası verilirken lehine olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 15. maddesinin (bir alt ceza verilmesi) uygulanmadığı.
- Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde kanunda gösterilmesi gerektiği.
- Daha önceki af yasaları (3817, 4455 ve 5525 sayılı kanunlar) dikkate alınmadan 30 yıllık memuriyet hayatının mal bildirimleri yönünden sorgulanmasının hukuka aykırı olduğu.
- Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/A-4. maddesindeki düzenlemenin, Tüzüğün 8/7. maddesine aykırı olduğu.
Davalı idareler ise savunmalarında, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 15. maddesindeki “uygulanabilir” ibaresinin idareye takdir yetkisi tanıdığını, soruşturmanın yasal süreler içinde başlatıldığını ve cezanın suçun işleniş tarihinden itibaren iki yıl içinde verildiğini belirtmiştir.
Danıştay’ın Hukuki Değerlendirmesi ve Kararı
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün Hukuki Durumu
Danıştay, öncelikle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/A-4. maddesinin hukuki durumunu incelemiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 13/01/2016 tarihli kararıyla, Tüzük’ün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesi iptal edilmiş, ardından 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun ile Emniyet Teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenerek eski Tüzük yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle Danıştay, Tüzük’ün yürürlükten kalkması sebebiyle 7/A-4. maddesinin iptali istemi hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmiştir.
Disiplin Cezasına İlişkin Kritik İptal Kararı: İhtar Zorunluluğu
Danıştay, davacıya verilen 12 ay uzun süreli durdurma cezası ve brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararını incelerken önemli bir tespit yapmıştır:
3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ve Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkındaki Yönetmelik’in 17. maddesi uyarınca, mal bildiriminde bulunmayanlara öncelikle yazılı olarak ihtarda bulunulması gerekmektedir. İhtarın tebliğinden itibaren otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunulmaması halinde ise disiplin cezası uygulanması yoluna gidilmelidir.
Danıştay, bu ihtar usulünün hem idari bir prosedür olduğunu hem de memurun suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin belirlenmesi açısından büyük önem taşıdığını vurgulamıştır. Olayda, davacıya bu yasal ihtar yapılmadan doğrudan disiplin cezası verildiği tespit edilmiştir.
Bu durum karşısında Danıştay, mal bildiriminde bulunmadığı tespit edilen davacının, yasal mevzuatta öngörülen ihtar yapılmadan disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Karar Sonucu
Danıştay İkinci Dairesi, yukarıdaki değerlendirmeler sonucunda şu kararları vermiştir:
- Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/A-4. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak, Tüzük’ün yürürlükten kalkması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA oyçokluğuyla karar verilmiştir.
- Davacının 12 ay uzun süreli durdurma cezası ve brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının, ihtar yapılmadığı gerekçesiyle İPTALİNE oybirlğiyle karar verilmiştir.
Önemli Not: Karşı Oy
Karara bir üye tarafından karşı oy kullanılmıştır. Karşı oy gerekçesinde, idari yargı denetiminin amacının hukuka uygunluk olduğu ve dava konusu işlemin kurulduğu tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, yürürlükten kaldırılmış olsa dahi Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 7/A-4. maddesinin hukuka uygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu emsal karar, devlet memurlarının mal bildirim yükümlülüklerinde idarenin usul kurallarına titizlikle uyması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Yasal ihtar yapılmadan doğrudan ceza verilmesi, ağır bir disiplin cezasının iptaline yol açarak, hukuki güvenlik ve usul ekonomisi açısından önemli bir emsal teşkil etmiştir.
