Can güvenliği gerekçesiyle korunma kararı bulunan bir sağlık çalışanı çift, İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde yaşadıkları atama krizini ve bir kamu görevlisiyle aralarında geçtiğini öne sürdükleri tartışmalı diyaloğu gündeme taşıdı. Aile, hakkında hâlâ yürürlükte olan bir koruma/uzaklaştırma kararının idare tarafından “tanınmadığının” söylendiğini iddia ederek, konunun ivedilikle incelenmesini talep etti.
Can güvenliği gerekçesiyle Diyarbakır’a atandılar
Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan E.Y. ve eşi M.Y., can güvenlikleri nedeniyle Gaziantep’ten Diyarbakır’a tayin edilerek yerleşti. Çift hakkında verilmiş ve hâlâ geçerliliğini koruyan bir koruma/uzaklaştırma kararı bulunuyor. Aynı zamanda M.Y.’nin yaklaşık altı aylık hamile olduğu ve gebeliğinin ilerleyen döneminde bulunduğu belirtiliyor.
E.Y.’nin 15 Haziran 2026 tarihinde Ergani Devlet Hastanesi’ne atanması üzerine, bu atamanın iptali istemiyle Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi’nde açılan dava hâlen sürüyor. Sağlık memuru olan eşi M.Y.’nin de bu hafta itibarıyla Diyarbakır’a tayininin gerçekleşmesi bekleniyor; ancak idarenin M.Y.’yi de Ergani Devlet Hastanesi’nde görevlendirmeyi planladığı öğrenildi.
“Her gün Ergani’ye gidip gelmek can güvenliği ve gebelik açısından risk”
Aile, esas ikametgâhlarının, aile desteklerinin ve sosyal çevrelerinin Diyarbakır merkezde olduğunu; buna karşın hâlâ geçerli koruma kararı ve can güvenliği riskleri sürerken, altı aylık hamile M.Y.’nin merkez ile Ergani arasında her gün uzun mesafeli yolculuk yapmaya zorlanmasının hem güvenlik hem sağlık açısından telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Talepleri açık: M.Y.’nin, günlük Ergani seyahati gerektirmeyecek şekilde Diyarbakır merkezdeki bir sağlık kuruluşunda görevlendirilmesi.
Skandal iddialar: “Hamileysen bana mı hamilesin?”
Şikâyet dilekçesine göre, konuyu defalarca ilgili birimlere ilettiklerini belirten çift, Personel Hizmetleri Başkan Yardımcısı M.M ile yaptıkları görüşmede son derece rahatsız edici sözlerle karşılaştıklarını iddia etti. Aileye göre Meşe, görüşme sırasında şu ifadeleri kullandı:
“Hamileysen bana mı hamilesin?”
“Sizin mahkeme kararınızı tanımıyoruz.”
“Beni kime şikâyet edersen et.”
Aile, bir kamu görevlisine ait olduğu öne sürülen bu sözlerin (özellikle yargı kararına atıfla söylendiği iddia edilen “tanımıyoruz” ifadesinin) kamu hizmetinin tarafsızlık, hukuka bağlılık ve nezaket ilkeleriyle bağdaşmadığını savunuyor. Dilekçede, mahkeme veya yetkili makamca verilmiş bir kararın idare tarafından hangi hukuki gerekçeyle uygulanmadığının resmî ve yazılı biçimde açıklanması talep ediliyor.
İddialar bununla sınırlı değil. Aile, İl Sağlık Müdürü’nün de M.Y.’ye yönelik olarak “Kocan bize dava açmış, sen de git uğraş” dediğini öne sürerek, idarenin üst kademesindeki bir yetkilinin de benzer bir üslup sergilediğini iddia etti.
“Amacımız husumet değil, hakkaniyet”
Dilekçede aile, amaçlarının herhangi bir kamu görevlisini hedef göstermek olmadığının altını çiziyor; talep ettikleri şeyin can güvenliği, geçerli koruma kararı, gebelik riski ve aile desteği koşullarının birlikte değerlendirilerek hukuka ve hakkaniyete uygun bir idari işlem tesis edilmesi olduğunu belirtiyor.
Resmî talepler sıralandı
Aile, Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü’ne sunduğu dilekçede özetle şu taleplerde bulundu:
Koruma/uzaklaştırma kararının dikkate alınarak gerekli güvenlik ve idari tedbirlerin alınması; can güvenliği mazeretinin mevzuat kapsamında yeniden değerlendirilmesi; gebelik ve günlük Ergani seyahatinin doğurabileceği risklerin gözetilmesi; M.Y.’nin Diyarbakır merkezde uygun bir kurumda görevlendirilmesi; “mahkeme kararını tanımıyoruz” ifadesinin hukuki dayanağının araştırılıp yazılı bildirilmesi; M.M ve İl Sağlık Müdürü hakkında öne sürülen ifadelerle ilgili idari inceleme ve soruşturma başlatılması; inceleme sonucunun yazılı olarak bildirilmesi ve tüm bu hususlarda telafisi imkânsız sonuçlar doğmadan ivedi tedbir alınması.
