Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Doğan, yaz aylarında artış gösteren ishal, bulantı ve kusma vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak vatandaşları hem beslenme hem de deniz ve havuz kullanımı konusunda uyardı.
Isı Artışı Denizdeki Mikrop Yükünü Artırıyor
Deniz ve havuzda geçirilen sürenin uzaması ile su yutulmasının hastalık riskini yükselttiğini belirten Doç. Dr. Doğan, mevsim normallerinin üzerinde seyreden deniz suyu sıcaklıklarının su içindeki bakteri, mantar ve virüs yükünü artırdığını ifade etti. Bu durumun kişilerin daha kolay hastalanmasına ve hayatı tehdit edebilecek ishal, bulantı ve kusma şikayetlerine yol açabildiğini belirtti.
Çiğ Gıda ve Deniz Seçimine Dikkat
Vakalardaki artışın viral, bakteriyel ve paraziter nedenlere bağlı olabileceğini belirten Doğan, en sık nedenler arasında iyi yıkanmadan tüketilen meyve ve sebzeler ile çiğ tüketilen gıdaları sıraladı. Havuz tercihinde klor düzeyinin takip edilmesini, deniz için ise mavi bayrak sertifikalı alanların seçilmesini önerdi.
Buz Gizli Bir Tehlike Olabilir
Kaynağı belli olmayan su ve buz tüketiminin de hastalık kaynağı olabileceğine dikkat çeken Doğan, buzun gizli bir ishal, bulantı ve kusma nedeni olabileceğini, toplu zehirlenmelere dahi yol açabileceğini belirtti. Güvenliğinden emin olunan buzların tercih edilmesini, park ve bahçelerde vakit geçirdikten sonra el hijyenine dikkat edilmesini önerdi.
Risk Grupları İçin Kritik Belirtiler
İshalin; 5 yaş altı çocukları, 65 yaş üzeri bireyleri, gebeleri ve kalp hastalığı, şeker ya da böbrek yetmezliği gibi kronik rahatsızlığı olan kişileri daha ağır etkileyebildiğini belirten Doğan, bu gruptaki kişilerin belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurguladı. Günde 4-5’in üzerinde ishal, 38 derecenin üzerinde ateş, bulantı, kusma veya bilinç değişikliği kritik belirtiler arasında yer alıyor.
Geç Kalınan Vakalarda Yoğun Bakım Süreci Yaşanabiliyor
Doç. Dr. Doğan, geç başvurulan vakalarda yoğun bakım sürecinin gündeme gelebileceğini belirterek, sıvı kaybının hızla böbrek yetmezliği ve elektrolit dengesizliği gibi hayati risklere yol açabileceğini vurguladı. Özellikle risk grubundaki kişilerin tedbiri elden bırakmaması gerektiğini kaydetti.
