Gündem

Yüksek Bulaşıcılığa Sahip Kızamık Hastalığında Aşı Hayat Kurtarıyor

İstanbul Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, kızamık hastalığına karşı yapılan aşının hayat kurtardığını ifade etti. Kızamık aşısının etkili olduğunu ve milyonlarca insanın hayatını kurtardığını aktaran Prof. Dr. Yavuz, aşının temas etmiş kişilere yapıldığında da koruyucu olduğunu belirtti.

Bulaşıcılığı en fazla olan hastalıklar arasında yer alan kızamık, ateş, halsizlik, öksürük, gözlerde sulanma ve deri döküntüleri gibi belirtilere sahip.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı da olan Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kızamığı en kolay bulaşan virüslerden biri olarak nitelendirerek, hasta bir kişinin virüsü, çevresindeki yaklaşık 15 kişiye bulaştırabileceğini anlattı.

Yavuz, kızamığın çok eski bir hastalık olduğunu belirterek; “Kızamıkla yapılan mücadele aslında tıbbın da en büyük başarılarından biridir. Yıllar içerisinde kızamıktan milyonlarca insan ölürken, etkili aşılama sayesinde neredeyse 200 milyondan fazla hayat kurtarılmıştır. Kızamık evet herkeste çok ağır seyretmiyor ama ağır seyrettiği kişilerde, küçük çocuklar, gebeler, bağışıklığı baskılanmış gruplarda ölüme neden olabiliyor.” dedi.

“Aşı tereddüdünün giderilmesi gerekiyor”

Prof. Dr. Yavuz, vaka sayılarının artmasında aşısız göçmen grupların ve çocuklarda pandemi döneminde aksatılan birinci basamak aşılamanın etkili olduğunun altını çizdi.

Kızamık virüsünden korunmada aşının önemine dikkati çeken Prof. Dr. Yavuz, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Kızamık gibi çok etkili aşısı olan, değişmeyen bir virüsle karşı karşıyayız. Aşısı var ve aşının değişmesine ihtiyaç duymuyoruz. Aşı, temas etmiş kişilere yaptığınız zaman da koruyucu oluyor. Mesela biz temas ettik, kızamığa karşı bağışıklığımız yok. Aşıladıysak onları koruyoruz. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün yaptığı şu anda hızlıca olguları bulmak, tanımak. Sonra temaslılara gidip eksikse aşılamalarını yapmak. Gerek göçmen gruplarında gerek kendi vatandaşlarımızın primer aşılamasında o eksik aşıları hızla tamamlamak gerekiyor.”

Prof. Dr. Yavuz, pandemi döneminde aşı karşıtlığının da gündeme geldiğini ifade ederek, doğru bilgileri aktararak bu tereddüdün giderilmesi gerektiğini, kişilerin aile hekimine başvurarak eksik aşılarını tamamlayabileceğini belirtti.

“Eksik aşılı çocuklar, eksik aşılı erişkinler de etkilenebilir”

Son yıllarda artan kızamık vakalarında insan yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda yaşayan veya çalışanların yer aldığını vurgulayan Yavuz, “Genelde aşısız çocuklar etkileniyorlar ama mesela eksik aşılı çocuklar, eksik aşılı erişkinler de etkilenebilir. Özellikle sağlık çalışanları olmak üzere yine ön safta çalışan polis, öğretmen gibi görevliler de riskli grup. Bunlara da eğer geçirmemişlerse hastalığı veya aşısızlarsa iki doz aşılama öneriyoruz.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, kızamık bulaşındaki tıbbi tabloya değinerek, “Hastalık aslında birkaç haftalık kuluçka döneminden sonra ateşle başlıyor. Ondan sonra ateş, kırıklık, gözlerde sulanma olabilir, öksürük eşlik edebilir. Sonra vücutta yukarıdan aşağıya doğru kızarıklıklar ve döküntü oluyor. Aslında bir kızamık hastası gören gerçekten çok rahatlıkla tanıyor, hasta döküntü nedeniyle kıpkırmızı oluyor ve yüksek ateş görülüyor.” ifadelerini kullandı.

Yavuz, kızamığın tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri paylaştı; “​​​Bize normalde kızamık şikayetiyle gelen hastada öncelikle genel fonksiyonlarına bakıp, semptomatik tedavi dediğimiz tedaviyi yapmak durumundayız. Ateş varsa ateş gideriliyor, solunum destek ihtiyacı varsa destekleri yapılıyor.”

“Kızamık, riskli gruplarda ağır seyredebiliyor”

Küçük çocukların, gebelerin ve bağışıklığı baskılanmış grupların riskli grupta yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Yavuz, “Riskli gruplarda ağır seyredebiliyor. Özellikle akciğerleri etkileyebiliyor, ağır bir zatürre yapabiliyor aynı Kovid-19’da olduğu gibi. Yine ilerleyen dönemlerde küçük, özellikle bir yaş altındaki çocuklarda on yıl sonra beyne yerleşerek çok ölümcül, ağır bir ensefalit tablosu yapabiliyor. O nedenle de aslında hastalıktan korunmak en iyisi.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Yavuz, bulaş sonrası takip sürecinde bir hekime başvurulması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Özellikle kızamıklı biriyle temas etmiş gebe, küçük çocuk, bağışıklığı baskılanmış biri varsa mutlaka hekime başvursun. Çünkü korunmada aşının yanında bazen immünoglobulin dediğimiz bir uygulama var, onu da uygulayabiliyoruz. Kızamıkla teması olan kişilerin özellikle riskli gruptaysa mutlaka hekime başvurması önemli. Çünkü belli süreye kadar aşı yapılabiliyor, belli süreye kadar immünoglobulin dediğimiz ajanlar verilebiliyor ve bunlar koruyucu olabiliyorlar.” (Kaynak: AA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
İstanbul Avukat