Kamuoyunda “fon soruşturması” olarak bilinen dosyadaki bilgi sızıntısı yargıya taşındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamındaki ve gizlilik derecesi taşıyan evrakları sosyal ağlar ile diğer dijital platformlarda paylaşan şahıslar hakkında resen inceleme başlattı. Yürütülen işlem, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 285. maddesinde tanımlanan “gizliliğin ihlali” suçuna dayanıyor.
Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturmanın temel konusu, dosyada yer alan ve üzerinde “gizli” ibaresi bulunan belgelerin internet ortamında yayılmasıdır. Yetkililer, bu paylaşımları gerçekleştirenler hakkında herhangi bir şikayet beklemeksizin harekete geçtiklerini belirtti. Soruşturmanın kaç kişiyi kapsadığı veya hangi spesifik belgelerin esas alındığına dair detaylar paylaşılmadı.
Cezai yaptırımlar ve yasal çerçeve
5237 sayılı TCK’nin “Gizliliğin ihlali” başlıklı 285. maddesi uyarınca, soruşturmanın gizliliğini alenen bozanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebiliyor. Bu suçun oluşabilmesi için ifşa edilen bilginin kanunen saklı tutulması gereken bir soruşturma kararı veya işlemi olması şarttır. İlgili hükme göre, söz konusu eylemin basın veya yayın organları aracılığıyla gerçekleştirilmesi durumunda uygulanacak ceza yarı oranında artırılabiliyor. Yargı içtihatlarında ise sosyal medya paylaşımlarının “alenilik” şartını sağladığı kabul edilmektedir.
Daha önceki uyarılar ve dezenformasyon
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu, geçmişte de benzer konularda kamuoyunu bilgilendirmişti. Kurum, çeşitli dijital ortamlarda soruşturmanın içeriğiyle bağdaşmayan iddiaların ve kişi ya da kurumlara yönelik dezenformasyonun dolaşıma sokulduğunu ifade etmişti. Yapılan duyuruda, gerçeğe uymayan bilgilerin açıkça yayılmasının TCK’nin 217/A maddesindeki “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu kapsamında ele alınacağı ve bu tür paylaşımlar yapanlar hakkında adli işlem tesis edileceği belirtilmişti. Yeni gelişmeyle birlikte Başsavcılık, hatalı bilgi akışının ötesinde, gerçek ancak gizli statüdeki belgelerin ifşasını da ayrı bir suç unsuru olarak mercek altına almış oldu.

