6 Şubat depremlerinde yıkılan Hatay Devlet Hastanesi ek binasına ilişkin yürütülen yargı sürecinin odağına yalnızca dönemin Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Hambolat yerleştirilmeye çalışılırken soruşturmada ortaya çıkan teknik raporlar ve idari yazışmalar, sorumluluğun 2001 yılındaki inşaat sürecinden başlayarak merkezi yönetim kararlarına kadar uzanan çok katmanlı olduğunu gösteriyor.
İnşaat Kusurları: 22 Yıl Önceki “Deniz Kabukları”
Bilirkişi heyetlerinin enkaz üzerinde yaptığı incelemeler, facianın temellerinin binanın yükseldiği 2001 yılında atıldığını teknik verilerle kanıtlıyor. Raporda yer alan “yassı agrega kullanımı” ve beton numunelerindeki “deniz kabuğu kalıntıları”, yapım aşamasındaki denetim zafiyetini gözler önüne seriyor.
Hukukçular ve teknik uzmanlar, 2019 yılında göreve gelen bir bürokratın, 2001 yılında tamamlanmış ve kabulü yapılmış bir binanın yapısal/statik kusurlarından birincil derecede sorumlu tutulmasının, Türk Ceza Kanunu’ndaki “şahsi sorumluluk” ilkesiyle çeliştiğine dikkat çekiyor. Sorumluluğun, binayı inşa eden müteahhit firmadan başlayarak, o dönemki kontrolör ve kabul heyetine kadar genişletilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bakanlık Onay Zinciri ve Rapordaki Çelişkiler
Sürecin en dikkat çekici noktalarından birini ise 2012 yılında hazırlatılan deprem tahkik raporu oluşturuyor. İstanbul merkezli bir firmanın hazırladığı ve binanın riskli olduğunu ortaya koyan raporun, 2015 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından reddedildiği, ancak aynı mahiyetteki değerlendirmelerin 2022 yılında kabul edildiği iddia ediliyor.
Merkezi idarenin yetki alanında bulunan bu onay ve ret süreçlerinin, yerel bir mülki amir olan il sağlık müdürünün inisiyatifi dışında geliştiği belirtiliyor. Karar mekanizmalarındaki bu 7 yıllık “bekleme” veya “değerlendirme” süresinin, faciadaki payının teknik ve hukuki olarak irdelenmesi talebi rücu ediyor.
“Ödenek Yokluğu” Çıkmazı
Haber merkezimizin ulaştığı bilgilere göre; binanın güçlendirilmesi için yaklaşık 997 bin 690 TL tutarında bir bütçe talebinde bulunulmuş, ancak bu talep genel bütçeden karşılık bulmamıştır. Bakanlık talimatıyla hastanenin kendi döner sermayesinden kaynak aktarımı girişimi de bürokratik engeller ve bütçe yetersizlikleri nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.
Ekonomi ve kamu yönetimi uzmanları, yatırım ve büyük onarım yetkisinin merkezi bütçeye tabi olduğunu hatırlatarak, “Kaynak tahsis yetkisi olmayan bir yöneticinin, bütçe ayrılmayan bir güçlendirme projesini hayata geçirememesi nedeniyle suçlanması, idari işleyişin doğasına aykırıdır” değerlendirmesinde bulunuyor.
İhmaller Zincirinin Günah Keçisi Hambolat mı?
Dr. Mustafa Hambolat, görev süresi boyunca yalnızca idari süreçlerle değil, Hatay’daki sağlık altyapısının modernizasyonu ve pandemi dönemindeki kriz yönetimiyle de tanınan bir isim. Yerel kaynaklar ve sağlık çalışanları, Hambolat’ın aktif ve çözüm odaklı profilinin, böylesine geniş kapsamlı bir sistem hatasının “tek sorumlusu” ilan edilerek gölgelenmesinin kamu vicdanını yaraladığı görüşünde birleşiyor.
Hatay Devlet Hastanesi ek binası trajedisi, 2001’den 2023’e kadar uzanan bir “ihmaller zinciri” olarak nitelendiriliyor. Adaletin tecellisi için; yapım aşamasındaki teknik kusurların, bakanlık düzeyindeki onay ve gecikme süreçlerinin, ödenek taleplerine verilen yanıtların, topyekûn değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor. Sorumluluğun tek bir isme indirgenmesi, gerçek suçluların ve sistemik hataların üzerinin örtülmesi riskini de beraberinde getiriyor.

